6 Aralık 2015 Pazar

Yazık değil mi bu emekçilere ?

Merhabalar,


     "Bağırmak eyleminin karşı tarafta meydana getirdiği 'karşılık verme' olgusunu bu kadar kısa bir zaman diliminde göz ardı etmesi şaşırılacak bir şey idi, ve bizde şaşırmış idik. "


     Havanın soğukluğundan olsa gerek eldivenle kuşatılmamış eller, kırmızılıklarını bir yana koyup, bir garip morluğa doğru ilerlemekteydiler. Mor rengin verdiği estetik duygular bir yana, hareket kabiliyetini kaybetmek üzere olan parmaklar odak noktası olmuştu bir anda. Küçük ve masum beynin bu parmaklar için verdiği fetva niteliğindeki onca uyarı, kalbin bir tarafından giriyor, diğer tarafından çıkıyordu. Yaramaz bir çocuk edasındaki kalp, sorumluluklarından kaçmak suretiyle bir takım bahanelerde bulunup bir kaç damla kanı oraya göndermiyordu. Hemen hemen her hikayede olduğu gibi burada da o ara bozucu, kötülük timsali, şeytanın takım arkadaşı ortaya çıkıvermişti.


     Getir götür işlerinden sıkılmış olsalar gerek, damarlar grev haklarını kullanmaya karar vermişlerdi. Kalpten parmaklara giden her yola barikatlar kurmuşlardı. Her emekçi gibi onlarda alın terlerinin karşılığını talep etmekteydiler. Fakat, henüz karşılarına aldıkları oligarşinin nelere kadir olduğunu bilmiyorlardı. Bunların dışında kalan, morun en güzel fakat en tehlikeli tonuna bürünen parmaklar ise çaresizlik içinde sonlarını beklemekteydiler. Başlarına gelecek olaylar silsilesinden bi'haber değildiler fakat haykırışlarının ve hareketsizleşen çırpınışlarının artık fayda getirmeyeceğini onlarda kabullenmişti. Beklenen son artık gelmeli, grev acıyla sonuçlansa da, emekçiler bir kez daha yenilgiye uğrasalar da, yapılması gerekenler mutlak suretle uygulamaya geçirilmeliydi...


     Ve çok geçmeden oligarşi darbeyi indiriyor ve hakimiyeti tekrar eline alıyordu, birkaç mililitre sakinleştirici ve 2 litrelik serumun dış yardımı ile.


     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder