30 Eylül 2015 Çarşamba

Yoksa sen ?

Merhabalar,


     "Yoksa ben kötü bir adam mıyım ?"  Kimileri için, cevabı bilindiği halde sözcüklere dökülemeyen bir soru cümlesi; başka kimseler için, cevabı biliyor olmanın ruha vermiş olduğu bir ferahlık ve bu ferahlığın yüzde meydana getirdiği ufak bir gülümseme; bunlar dışında kalan 'kimse'ler için ise sadece arda arda sıralanmış bayağı 6 adet kelime. Peki ya sen hiç Sadri Alışık gibi aynanın karşısına geçip bu soruyu kendine sordun mu ? Senelerdir aynaya bakıp, bırak bu sorunun cevabını, bu soruyu neden kendine sormadığını anladığın zaman ruhunun bir yerlerinde oluşan o kara deliğe, o tükenmişliğe düştüğün oldu mu hiç ?  Bak orada bir ayna var, geç hadi karşısına, merak ediyorum neler dökülecek o gözlerinden. 

     

     "Yoksa sen ?", "Yoksa sen kötü bir adam mısın ?"...


    Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.

15 Eylül 2015 Salı

Hişşşt.

Merhabalar,


       Sen ağlama be küçük kız... Nedir yani, 12 yaşındasın diye ağlaman mı gerekiyor ? O kalabalıkta baban arkanda yok diye ağlaman mı gerekiyor ? Annenin gözleri doldu diye ağlaman mı gerekiyor ? Annenin içindeki cız edişleri gördün diye ağlaman mı gerekiyor ? Benim diğerlerinden neyim eksik diye ağlaman mı gerekiyor ? Kalemin, defterin olmayacak diye ağlaman mı gerekiyor ? Sıcacık, merhamet dolu bir eli omzunda hissetmedin diye ağlaman mı gerekiyor ? Dünyanın toz pembe olmayan, pislik düzenine bir kez daha şahit oldun diye ağlaman mı gerekiyor ? Baban gazi diye ağlaman mı gerekiyor be küçük kız ?

     Ya da; bizler biraz olsun utanıp susalım da, sen ağla be küçük kız...

 

4 Eylül 2015 Cuma

Gözyaşının tonları

Merhabalar,


        Bir nedeni var mıdır; geceye düşman oluşumuzun; gündüzü cici, geceyi öcü görüşümüzün ?  Güzel şeyleri gündüzleri görmek, kötülerini gecenin karanlığında bastırmak isteyişimiz; dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren bize dayatılan önermelerden biri midir sadece ? Gecelerden korkar oluşumuz; yapmacıklarla dolu hayatımızın sade ve el sürülmemiş halini görmeye dayanamaz oluşumuzdan mıdır acaba ? Bu yüzden değil midir; uykularımıza gece vakitlerinde zaman ayırmalarımız ? Peki ya bu yüzden değil midir; geceleri gündüzlere çevirmek için ışığı buluşumuz ?

                                                                  . . . 

       Ölüm yine durdu bizlere yakın bir durakta. Yeni bir yolcu daha dahil kendisine. Dargındı yine herkese, unutulup gitmişti akıllardan. Bir sabah vakti çıkageldi unutulmuş olmanın hırsıyla. Kapısını açıp, yolcusunu içeri aldı.  Elden ne geldi ? Gözyaşı dökmekten başka... Başka bir yerde ise; gözyaşları sevinçten akmaktaydı. Güzeller güzeli bir bebek( aman nazar değmesin) dünyaya gelmiş, yeni bir yaşam öyküsü daha yazılmaya başlanmıştı. Bir tarafta 70'lik Mehmet Amca, bir tarafta ilk nefeslerini alıp veren Kayabaş Bebek. Bir tarafta son nefesini vermenin üzüntüsü, diğer tarafta ilk nefesi almanın heyecanı. Bir tarafta yürekleri sızlatan elveda gözyaşları, diğer tarafta ise hoş geldin diyen sevinç gözyaşları...

      Herşeye rağmen günün kazananı ise yine ölümdü; aldıklarıyla ve ileride alacaklarıyla.


      Bir tarafa nurlar içinde yatmasını, diğer tarafa güzel ve huzurlu bir yaşam sürmesini dilerim. Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.