27 Aralık 2015 Pazar

' ... yine '

Merhabalar,


     "Kahvenin sıcaklığı hem elini hem kalbini yakmakta iken Madam hala farkında değildi belli ki, Beyefendi takındığı tavrı ve söylediği sözleri bir veba misali, etkisini günler geçtikçe gösterecek bir biçimde seçmişti... Alınmazsa kişiyi bir hiçliğe hapsedecek panzehiri ise; Madam'ın iki dudağı arasına kilitlenmişti... Madam ise bi'haber."


     Olasılıktan anladığı sadece 'olur' yada 'olmaz' olan adamın, kadını gördüğünde aklına düşen onlarca 'olası' cümleden birini seçemeyişi sadece bir saniye sürmüştü. Pek olası gözükmese de 'olabilir' dedi içinden, bir eldivenle bir elin tokalaşmasını izlerken. Soğuk havanın tetiklediği hızlı hareket etme içgüdüsünden olsa gerek, sıcak sayılamayacak bir 'Merhaba' edildi, hava ile zıtlık gösteren gülümsemelerin eşliğinde. Oturulacak yerin tayini konusunu karşı tarafa bırakan adam, kadının; sebebi soğuk hava olan hızlı hareketlerinin altında yatan, başka bir hissi bastırdığını farketmişti, sanki. ' Ne de güzel' olmuştu heyecanına heyecan ile karşılık bulması, ne de güzel.


     Sipariş ettiği çayın ince belli bardakta gelmeyeceğini farkettiği an, bir burukluk içine düşmüş olsa da, karşısındakinin onu ince bellik bir duruma düşürmeyeceğini bildiğinden, tebessümle karşıladı fincanda gelen çayı. Göz temasına önem veren yapısı nedeniyle, kadının gözlerine diktiği gözleriyle, aynı 'önemi' kendisine gösteren kadını gördüğünde bir yudum aldı çayından, teması bozmadan. Yeşillerin savaşından kim galip çıkacaktı bilemezdi adam, ama savaş mıydı bu ? Savaş olsa bile, iki tarafta galip gelemez miydi ? Cevabı ise basit ve bir o kadar 'olasılık' dahilinde idi; gelmeliydi hem de ivedilikle.


     Bahsedilmesi mühim noktaları ufak cümlelerle kendince açıklayan kadın, topu karşı tarafa atmakta ustaca davranıyordu. Adam ise farkında olduğu bu ustalığı bir yandan takdir ederken, öbür yandan ona yaraşır bir biçimde, geleni bir gülümsemede yumuşatıyor, gözlerinin yardımı ile de geri gönderiyordu. Alıp vermeler bir yeşilden diğerine devam ederken, kalkmak vaktinin geldiğine karar verdi adam ve kadın. Sessiz bir yürüyüşün ardından kapıyı çalan ayrılık vakti ise, iki adet 'görüşürüz'ün eklenmesiyle son buldu. Adamın aklında, kendinden son derece emin olduğu ' ... yine ' kelimesi, kadında ise adamın 'olası'  ' ... yine ' lerinden biri.

                                                                        SON
     
     Bu bir son değil dedi adam, ' ... yine' lerin bir başlangıcı.

     

     Güzel bir akşam geçirmemiz dileğimle.

22 Aralık 2015 Salı

"Önemseme ötesinde"

Merhabalar,


     "Hafif bir gülümseme yerini almıştı Beyendinin yüzünde, karşıda ki sinsi ve yapmacık, gülümsemeyi andıran o yüz ifadesini gördüğünde. 'Zaferler koleksiyonuna' bir tanesini daha eklediğinden emin olan şahsiyete, "Ah şu benim bildiklerim, yok mu." dedi arkasını döndüğünde, şık bir göz kırpması eşliğinde. "

    

       Heyecanını bastırıp, saklamaya çalışan insanların başvurduğu yollara, bir gün kendisinin de danışacağına inanmazdı kadın, ta ki o ana kadar. Bu yaşına kadar düşmanı olduğu soğuk hava, o anlarda kendisine bir zeytin dalı uzatmış ve heyecanın verdiği titremelerin sebebi oluvermişti. "Merhaba" eşliğinde yapılan bir tokalaşma ise az da olsa titremesini azaltmaya yardımcı olmuştu.

     

     Vücudunu ele geçiren heyecan dalgalarının ulaşamadığı tek yer, güneşi arkasına alınca yeşilliği biraz daha ortaya çıkan gözleriydi. Bol bol dağıttığı huzurun yanına birer parça da içtenlik eklemesi, karşı tarafta tezahür eden güven ve mutluluk hislerinin sebebi oluyordu. Nadir sayıda insanın yapabildiği 'konuşurken karşıdaki kişinin gözlerine bakabilme' eylemini 'önemseme' olarak kabul eden bizlere, 'önemseme ötesinde' bir davranış sergiliyor, gözlerini karşıdakine sevecenlikle dikiyordu, çekinmeksizin, iyi ki.

                                                                        ***

     Alışılagelen hareketlerden bir anda vazgeçmek her ne kadar zor ve çetrefilli olsa da, irade kazanımı konusunda sağlanan bu gelişme, takdire şayan bir hızda kendini gösterecek ve gündelik yaşamda gerçekleşen eylemlere yansıyacaktı. Kuşkusuz. 


     Güzel bir akşam geçirmemiz dileğimle.

18 Aralık 2015 Cuma

İnce belli bardak

Merhabalar,


     "'İnsanın kendisine yakışmayan davranışlar sergilemesi' konusunda tebrik plaketleri alacak kıvama gelmiş hareketleriyle, 'ilgi odağı olma' oyununu yine kazanmış, bununla da yetinmeyip zaferini tescil ettirmek gayesiyle, 'Yine de sen bilirsin, ama...' ikiyüzlülüğü ile yapmacık bir gülümseme yerleştirmişti yüzüne."


     Adam, sinirlerine hakim olmak kavramının anlamını ve sınırlarını bizlere bir kez daha sorgulatacak olan ifadesizliğiyle, bulunduğu ortamın ifadesini sil baştan değiştirmişti. Başkasına söylense, karşı tarafın bünyesini felç edecek, ruhunu ölünceye kadar yatalak bırakacak parça tesirli sözler, onun sakinlik duvarına çarpıp, sonbaharda dökülen yapraklar gibi yavaş yavaş yere düşüyorlardı. Sırf belini kavrayabildiği için çay içerken sadece ince belli bardak kullanan bu adam, sanki sakinlik kelimesinin vücut bulmuş hali idi. Yapılan saldırılar ne kadar şiddetli, ne kadar acımasız olsa da belini hiç bırakmayacakmış gibi tuttuğu bardaktan aldığı bir yudum çay, tüm bu girişimleri bertaraf etmeye yetip artıyordu bile. Ama karşı taraf da durulacak gibi değildi. Başarısızlıkla sonuçlanan her saldırı, bir sonrakinin daha etkili, daha fütursuzca olmasına sebep oluyordu. Yerlerinden çıkmak pahasına  dönüp duran gözler, sözcüklerin ardından ek kuvvet olarak saldırıya katılıyorlardı. Mavi rengin verdiği özgüvenden olsa gerek hedefine son derece keskin bakışlar fırlatıyordu. Ne var ki, hedefin yeşil renkli oluşu, bu keskinlikte ki bakışları yumuşak bir dokunuştan ibaret kılıyordu.


     Tüm cepheleriyle sürdürdüğü savaş, ince belliden alınan yudumun sıcaklığında zayıflıyor, yüzdeki gülümsemede kayboluyordu. Ancak bir anda beklenmeyen bir şey oldu, bardağın içinde bir damla çay kalmamıştı. Bu saldıran için son şans olacaktı, hazin mağlubiyeti süslü bir galibiyete dönüştürmek adına. Ruhunda yeşeren zafer umuduyla tüm sözcüklerini ona doğrultmuş, mutlak başarı parolasıyla çıktığı yolun sonuna gelmişti. Derin bir nefesin ardından başlattığı yıkım hücumları, kendini belli etmeye başlamıştı. Ta ki beklemediği anda gelen, tüm planlarını alt üst eden karşı saldırıya dek.


     'Bakar mısınız, bir çay daha alabilir miyim ? İnce belli bardakta olsun lütfen.'


     Güzel bir akşam geçirmemiz dileğimle.


     


6 Aralık 2015 Pazar

Yazık değil mi bu emekçilere ?

Merhabalar,


     "Bağırmak eyleminin karşı tarafta meydana getirdiği 'karşılık verme' olgusunu bu kadar kısa bir zaman diliminde göz ardı etmesi şaşırılacak bir şey idi, ve bizde şaşırmış idik. "


     Havanın soğukluğundan olsa gerek eldivenle kuşatılmamış eller, kırmızılıklarını bir yana koyup, bir garip morluğa doğru ilerlemekteydiler. Mor rengin verdiği estetik duygular bir yana, hareket kabiliyetini kaybetmek üzere olan parmaklar odak noktası olmuştu bir anda. Küçük ve masum beynin bu parmaklar için verdiği fetva niteliğindeki onca uyarı, kalbin bir tarafından giriyor, diğer tarafından çıkıyordu. Yaramaz bir çocuk edasındaki kalp, sorumluluklarından kaçmak suretiyle bir takım bahanelerde bulunup bir kaç damla kanı oraya göndermiyordu. Hemen hemen her hikayede olduğu gibi burada da o ara bozucu, kötülük timsali, şeytanın takım arkadaşı ortaya çıkıvermişti.


     Getir götür işlerinden sıkılmış olsalar gerek, damarlar grev haklarını kullanmaya karar vermişlerdi. Kalpten parmaklara giden her yola barikatlar kurmuşlardı. Her emekçi gibi onlarda alın terlerinin karşılığını talep etmekteydiler. Fakat, henüz karşılarına aldıkları oligarşinin nelere kadir olduğunu bilmiyorlardı. Bunların dışında kalan, morun en güzel fakat en tehlikeli tonuna bürünen parmaklar ise çaresizlik içinde sonlarını beklemekteydiler. Başlarına gelecek olaylar silsilesinden bi'haber değildiler fakat haykırışlarının ve hareketsizleşen çırpınışlarının artık fayda getirmeyeceğini onlarda kabullenmişti. Beklenen son artık gelmeli, grev acıyla sonuçlansa da, emekçiler bir kez daha yenilgiye uğrasalar da, yapılması gerekenler mutlak suretle uygulamaya geçirilmeliydi...


     Ve çok geçmeden oligarşi darbeyi indiriyor ve hakimiyeti tekrar eline alıyordu, birkaç mililitre sakinleştirici ve 2 litrelik serumun dış yardımı ile.


     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.