Merhabalar,
İlk defa 'merhabalar' kelimesinin üstünü çizdim yazıya başlarken. Beğenmemiş olacaktım demek ki. Ve ondandır herhalde yenisini yazma isteğim.
Hayat çok basit sayın okur, bir kalemde çizilen 'merhabadan' belli.
***
Gözlerim ha kapandı ha kapanacak da, aklım hiç oralı değil. Saat gecenin bir ahir vakti olmuş, o hala bir düşünceden diğerine volta atmakla meşgul. Bıkmıyor, usanmıyor, gidip gidip geri geliyor.
Soğuğun yaktığı, kokulu kremlerin çare etmediği sağ elime bakıyorum; tenin beyazlığı ile yanık kırmızısının bir garip ahenkine denk geliyorum. Bir de yeşil damarlarıma.
Sabah olduğunda beyaz yine beyaz kalacak, damar yine aynı kanı taşıyor olacak; peki ya o yanık kırmızısı ? Asıl o ne olacak ?
O da beyazların tarafına katılacak bir süre sonra. Ama garip değil mi ? Yanıyorsun, cezanı çekiyorsun ve sonra sorgusuz sualsiz tekrar beyaz olmaya devam ediyorsun. Yanan bir şey bir daha eski haline gelemez diye öğretmişlerdi bize. Meğer o da yalanmış. Öyle olsun...
Sahi, sende yakmıştın geçenlerde. Zaman geçti, ben de tekrar beyazlara geçtim.
Öyle ya, öyle oldu.
***
Bugün yine çok konuşarak, kendimden bahsederek; sakladım kendimi onlardan. Ha, bir de kendimden.
***
Sanırım biraz ara vermenin zamanı geldi sayın okur.
Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.