24 Haziran 2017 Cumartesi

Birleşiyoruz sessizce

Merhabalar,


     Kadın sanki bir şiir parçası; her mısrası huzur kokan, okudukça güzelleşen, unutulunca sararan solan, değeri hiç bitmeyen olan.

     Çekilen her tespih taşında akla gelen.

     Papatyanın en yakıştığı.

     Bir mis zambağı kokusunda.

     Ve bende, tarifsiz olan...


               "Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle

                 Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil

                 Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk

                 Birleşiyoruz sessizce..."

                                                                                                          Edip CANSEVER 

                                                                                                          Yerçekimli Karanfil


     

     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle...                         

4 Haziran 2017 Pazar

Afiyet olsun

Merhabalar,


     Epey zaman oldu ele kalem almayalı; kelimeleri yoğurup, eksikse noktasını virgülünü eklemeyeli; sağ elin küçük parmağında mürekkep lekesini görmeyeli epey oldu sayın okur, epey oldu.


                                                                           ***

     Ama hanımefendi sarhoşluk sebebi.


                                                                           ***

     Kimse bilmez nice fedakarlıklar, sonu gelmez zorluklarla yanaştı o limana. Ne bir kimseye söyledi, ne de o bir kişi merak etti. Önemli değildi. Limanda görünmesi yeterliydi; berisi, ilerisi kimin umurunda. Sevmiş, vazgeçmiş; gülmüş, bir kenara bırakmış; bir umut etmiş, onu da derinlere hapsetmiş.

     Ama...

     Kimin umurunda ?


                                                                            ***

     Kadın alabildiğine narin, her parçası cam, dokunsan kırılacak; adam eli çekiç, titrese eli bin türlü yerden kıracak.


                                                                            ***

     Kadın bardağa koyduğu çayın demli olduğu kararına varıp suratını asmaya hazırlanırken, adam bu hoş enstantaneyi bozmamak uğruna sesini çıkarmayıp hayranlıkla onu izlemekteydi. Az sonra asılmış suratı gördüğünde zararı yok telkinleriyle bir yudum aldı çayından. Eline sağlık dedi bir çırpıda. Aynı anda kadının yüzünde bir gül açıverdi. Kalbinde ise onlarca...

     Afiyet olsun dedi kadın, gülümsemesinde bir o kadar papatya. 


     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.

9 Nisan 2017 Pazar

Biri açık

Merhabalar,


     Hafif bir tebessüm ile sağ omzuna doğru bükülen bir boyun mutluluk sebebi olacak deseler, inanmazdı adam. İnandı. İnandırdı.

                                                                            ***

     İki çay söyledi adam, biri kadına. Dudaklarının tatlılığına inat bir şeker attı kadın çayına. İki parmağının ustalığı ile çıkardığı sigarayı ağzına götürürken, adamın elinden yanmayı diledi içinden... 

     Öyle de oldu.

     Yandı en derinlerinden...


     Ağzından kesik kesik çıkan dumanlar boşlukta kaybolmakta iken kapattı kahveden gözlerini. Açtığında gördü bir çift yeşile çalan elayı ve sordu, 'neye bakıyorsun ?'. Sanki cevabını bilmez gibi.

     Gülümsedi adam. Yeterliydi.

     Masa da iki çay vardı, içilmeyi bekleyen. 

     Biri açık...



     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.


     

25 Şubat 2017 Cumartesi

Sayın okur

Merhabalar,


     İlk defa 'merhabalar' kelimesinin üstünü çizdim yazıya başlarken. Beğenmemiş olacaktım demek ki. Ve ondandır herhalde yenisini yazma isteğim.

     Hayat çok basit sayın okur, bir kalemde çizilen 'merhabadan' belli.


                                                                      ***

     Gözlerim ha kapandı ha kapanacak da, aklım hiç oralı değil. Saat gecenin bir ahir vakti olmuş, o hala bir düşünceden diğerine volta atmakla meşgul. Bıkmıyor, usanmıyor, gidip gidip geri geliyor.

     Soğuğun yaktığı, kokulu kremlerin çare etmediği sağ elime bakıyorum; tenin beyazlığı ile yanık kırmızısının bir garip ahenkine denk geliyorum. Bir de yeşil damarlarıma.

     Sabah olduğunda beyaz yine beyaz kalacak, damar yine aynı kanı taşıyor olacak; peki ya o yanık kırmızısı ? Asıl o ne olacak ? 

     O da beyazların tarafına katılacak bir süre sonra. Ama garip değil mi ? Yanıyorsun, cezanı çekiyorsun ve sonra sorgusuz sualsiz tekrar beyaz olmaya devam ediyorsun. Yanan bir şey bir daha eski haline gelemez diye öğretmişlerdi bize. Meğer o da yalanmış. Öyle olsun...


     Sahi, sende yakmıştın geçenlerde. Zaman geçti, ben de tekrar beyazlara geçtim.

     Öyle ya, öyle oldu.


                                                                      ***


     Bugün yine çok konuşarak, kendimden bahsederek; sakladım kendimi onlardan. Ha, bir de kendimden.


                                                                     ***


     Sanırım biraz ara vermenin zamanı geldi sayın okur.



     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.   

25 Ocak 2017 Çarşamba

Canım sağ olsun.

Merhabalar,


     Siz hiç ah aldınız mı? Belli, almamışsınız. Tavsiye etmem; almayın. Verdiğiniz paraya değmiyor. Tecrübe ile sabit.

                                                                             
                                                                            ***

     Yine ilk cümleyi bulamadım. İkincisi için zorladım, olmadı, boşa attım. Kağıdın altında Oğuz Atay, onunda altında Cemal Süreya; kulaklıkta da Yıldız Tilbe mevcut ama olmayınca olmuyor. Olmadığıyla kalsa iyi; bir göz kırpımı aralığında üzüyor, bir çift kalp atımınca kırıyor. Ve saatler geçiyor.

     ...

     Yenice yere uzandım. Kalemi de bıraktım. Yıldız Ablayı da kapattım. Sebebi neydi demeyin, onu da anlamadım. Bakma öyle Oğuz Abi, vallahi anlayamadım.

     ...

     Saat 02.30 ve yine bilmem kaçıncı cümleyi bulamayışım.

     ...

     'Cemal Abinin elindeki sigara sarma mı yoksa Maltepe mi ?' diye bir an meraka kapıldım. O an merakım geçti, üşengeçliğim galip geldi.

     ...

     Yazı gerçekten sıkıcı bir hal almaya başladı.

     ...

     Sabahı Nur Yoldaş'ın sesinden Sultan-ı Yegah ile karşıladım. Gece de Candan Erçetin'in Canı Sağolsun'u buyur etti beni. Oturttu yanına, sıktı omzumu. Varsın olsun, canın sağ olsun dedi. Olduramıyorum dedim; ikircikli davranıyorum, 2 kere 2 yi 4 edemiyorum. Cevap aynı. Canın sağ olsun.

     ...

     Saat 01.23. Yazacak çok şey var ama yerim dar.

     ... 

     Tüm gün gülüşlerimin arkasındaki beni izledim. Sanırım bende maskeli balodaki sahte yüzlerden biriyim. Yok yani, öyle olmasa neden neşeli gözükmek için kendimi zorlayayım değil mi? 

     Evet. Katılıyorum. Ben bir sahtekarım. Ve bu işi iyi yapıyorum.

     Ama olsun, varsın sahtekar olsun.


     Canım sağ olsun değil mi ?



     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.

16 Ocak 2017 Pazartesi

O adam

Merhabalar,


     Kalbinin sol tarafına isabet eden kurşun sevinçleri ve hayalleri öksüz bırakıp, anıları paramparça etmişti. Geride bıraktığı barut ile yanık kokusu birleştiğinde ortaya çıkan şey ise, göz yaşartıcı bombadan farksızdı. Aksayan yüreğinden olsa gerek, vücudu da sol tarafa meyillenmişti. Sendeleyen umutları, yerden kalkamayan mutlulukları, hepsinden öte son nefesini veren aldanışları, hepsi adresi ve göndereni belli bir kurşunun eseriydi. Yarattığı şaheser ise çerçeve edilip baş ucuna konulacak bir baş yapıttı, şüphesiz.


     Düşmemek için tutunduğu son dal olan sevdası da birer ikişer elinde kalmıştı. Kaçınılmaz olandan kaçamamış, düşüşünü tamamlamıştı.


     Adam ki, konuşurken virgül yerine mermi kullanan, kendi silahıyla bildiği köşeden umduğu kişi tarafından vurulan, onca emeği un ufak olan, tutunduğu kırılan, dayandığı yok olan...


     O adam ki, darmadağın olan.


     O adam ki...


     O adam, daha kalkamaz olan.



     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.