26 Nisan 2020 Pazar

Yorgun

Merhabalar,


Adam yorgun. Çok yorgun.


Kaynayan suyun buharları yüzüne vurduğunda fark etti. Dalıp gitmişti. Kafası gerçekten saçlarından daha karışıktı.


Kahve için makul su sıcaklığının 93-94 derece olduğunu öğrendiği günden beri kapağını bir kaç dakika açık bıraktırdı su ısıtıcının. Kaynamaktan yorulan suyun dinlenmesine izin verirdi. Bari o dinlensin derdi.


Sıcak su ile ısıttığı bardağın ağız kısmındaki ufak mavi lekeler dikkatini çekti. Bir kaç saniye anlam veremediyse de, sonradan aklına geldi. Parmaklarının çoğunda da mürekkep lekesi hakimdi. Her şeyin bir bedeli vardı elbet.


Keşke her bedel sıcak su ile yıkanınca çıksaydı, ödenseydi. 


E o zamanda hayat çok basit olmaz mıydı ?


Kaynayan suyun yeterince dinlendiğine kanaat getirince kahve ile suyu yavaşça birbiri ile buluşturdu. Dans edercesine yükselen buhar ve ardından yayılan, her aromada farklı bir karaktere bürünen kahve kokusu bir kaç nefeslik huzur tatmini yarattı.


Ancak yorgunluk ara vermiyordu.


İlk yudum boğazda hoş enstantaneler  bırakırken kapattı gözlerini. Hayata büyük anlamlar yüklemek cesaret gerektirirdi. Gülümsedi. Neyse ki cesur değildi. Büyük anlamlar için çok küçüktü.


Anın sonsuzluğu tüm hızıyla devam etti. Yorgunluğu da aynı şekilde.


Biter miydi?


Kim bilir ki .



Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.