Merhabalar,
Sıkılıyorum sayın okur. Sığamıyorum. Kısalsam diyorum, üstüme basıyorlar; uzasam diyorum, kendime yediremiyorum.
Yapacak bir ton şey varken hiçbirini yapmamak, kılını kıpırdatmamak hiç samimi gelmiyor. Şuan bile öylesine yazıyorum, öylesine yapıyorum. Ben kendimi samimi bulmuyorum sayın okur.
'Vefa'yı sadece kitaplarda okur oldum . Bir kaç cümle içerisinde. Roman kahramanları gerçekten vefalı. Peki, ben neden böylesi vefasız oldum, vefasız kaldım ? Kaldım sadece. Çoğu zaman yaptığım gibi... Romanlar benden daha vefalı sayın okur.
Takıldım kaldım. 1 masa, 1 sandalyeye takıldım kaldım. 2 adımlık salon bana hasret, çiçeğim su beklemekte. Salon bana kırgın o belli; çiçeğim olmasa bari. Su vermedim diye yapraklarını dökmese bari. Anlasa ya beni. Takıldım. Anlasa bari... Bunları da 1 masa ve 1 sandalyeden yazıyorum sayın okur.
Tadı yok. Şu vakitlerin hiç tadı yok. Diğerlerinin de pek farkı yok gerçi. Bir nefes süresi var hepsinin. Verdiğin an bitiyor. Geri getirmeye de niyetim yok zaten. Boynum ağrıyor sayın okur, uğraşamam şimdi.
Çizgimi bozdum son sıralar. Dedim; ama ben de inanmadım. Benim ne çizgim oldu da bozdum. Çizgiymiş, peh. Ne zaman düz oldum da, çizgi gibi durdu acaba ? Hep bir yanlış, yamuk, çıkıntı. Daha düz bile olamadım sayın okur.
Ne olduğuma henüz karar veremedim sayın okur.
Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle...