8 Şubat 2018 Perşembe

Ah ulan keşke biraz jolibon olsaydı

Merhabalar,


     Gözleri uykunun ağırlığına, kafası yerçekimine yenik düştü gecenin bir yarısı. Saçıldı dört bir yana saçları, yanında bir tutam huzurla. Misler gibi kokusu ise öbür yanda.
     Saçları derseniz eğer, saçları...
     Saçları mı?
     Saçları sanki okyanus. Dokunsam kaybolacağım, dokunsam boğulacağım.
     Kaçınılmazdı. Dokundum.
     Ve kayboldum.
     Biliyordu yüzemezdim, bilmiyordu boğuldum.
     

     Derken açtı gözlerini. Tuttu kollarımdan, çekti karaya.
     Gülümsedi. İliklerim ısındı.
     Gözlerini kırptı. Kırpmasıyla göğsüme sıcak bir rüzgar vurdu. Kalbim havalandı. Semaya yükseldi. Asıldı kaldı.
     Hepi topu bir ömür gibiydi.
   
     Kaldırdı kafasını. Belliydi, gözleri bir şey arıyordu. Keşke beni arıyor olsaydı dedi iç sesim. Kahverenginin eşsiz tonu bana ilişti ardından. Ümitlerim yeşillendi, çiçek açtı bir an. Belki dedi iç sesim belki...
     Açtı ağzını,"Jolibon bitti mi?" dedi dış sesi. Çiçekleri soldu umutlarımın. Yerlere düştü yaprakları, eğilip alamadım.
    

      "Bitti" diyebildi dış sesim. Gücü ancak buna yetti. Olduğu bu kadardı.
     Sanki bir ömür daha geçti.
     İç sesim son kez konuştu ve kesinlikle bir ömür daha geçmişti;
    

     "Ah ulan keşke biraz jolibon olsaydı."

     

     Güzel bir gün geçirmemiz dileğimle.


     

     NOT: Sensiz gecelerde hep tabancayla uyurum.