28 Mayıs 2015 Perşembe

Mutluluk hep mi masallarda ?

Merhabalar.


   İnsan kahraman olmayı neden bu kadar çok ister ki hayatta ? Neden diğerleri gibi olmak varken, 'o' olmaya çalışır ?  Egosunu tatmin etmek için mi ?  Önemsizliğini önemli birisi gibi gözükerek  kapatmak istemesinden mi ?  Ya da almadan vermenin o tarifsiz tadını alıp da bırakamaması mı buna sebep oluyor ?  Ya da başka şeyler. Kim bilir belki de sadece, insanların hayallerinde gezinip , kimse görmeden kötü adamı alt edip, aynı şekilde kimselere görünmeden uzaklaşıp gitmek istiyorlardır. Yüzlerini belli etmeden, insanların hayallerinde yer etmeye çalışıyorlardır, ellerinde ki  bir parça iyilikle. Kim bilir, belki kendi hayallerine bile kahraman oluyorlardır..

   Peki ya mutluluk ? Onca kahramanlık yapıyorlar ya mutlular mı acaba ? Başkalarını mutlu ediyorlar da o mutluluk kazanından kendi paylarına düşeni alıyorlar mı ? Tabi ki hayır. Neden mi ? Mutluluk nedir, nasıl kullanılıyor bilmiyorlar çünkü. Mutluluk ile neler yapılır bilmiyorlar. Tut ki bir şekilde bir tutam  en mutlusundan mutluluk buldular, ne yaparlar ? Buldukları yere geri bırakırlar.  Niye mi ?  Onlara yakışmaz da ondan.


Kendime iyi geceler.



12 Mayıs 2015 Salı

Gözyaşı işte akabiliyor bazen.

Merhabalar.Nasıl başlayacağımı inan hiç bilmiyorum. Ölüm denilen, kalkış yeri bilinmeyen, her gün her saat her dakika hatta her saniye içine yeni yolcular dahil eden, dahil etmeye de devam edecek olan, gelmesi beklenmeyen anlarda küçük sürprizler yapıp geliveren, yanında durup kapısını açtığında basamağına adım atmaktan başka çarenin olmadığı, kısacası rotasının ve duraklarının bizler tarafından belirlenmediği bu otobüs, yakınlarımızda durdu bu sefer, hiçte beklenilmeyen bir anda. Canımızdan canlar alıp gitti, arkasından koşmaya fırsat bırakmadan uzaklaşıp, başka bir durağa doğru hareket etti. Hayatımızın bir parçası olduğunu kendi yöntemiyle tekrar hatırlattı bizlere. Onun da kendine göre sebepleri vardı tabi. O da ilgi istiyor, unutulmak istemiyordu. Kim unutulmak ister ki ? O yüzden olacak ki, unutamayacağımız insanları alıyordu hep. Bir de üstüne, camından bir not düşürüveriyordu ayaklarımızın dibine. "Hazırlan, bir gün seni de almaya geleceğim, biliyorsun bekletilmeyi sevmem :)" Değişik bir mizah anlayışı değil mi ? Bir esprisi ile tüylerimizi diken diken yapabilen bir otobüs, hayret verici gerçekten.Şimdi bir de şöyle düşünüyorum, acaba bunların hepsi bir rüya olabilir mi ? Şaka yapan bir otobüs sevdiklerimizi alıyor, geri vermek bir yana dursun yakın zamanda bizim içinde geleceğini bir ufak not ile belirtiveriyor. Sonra da arkasında büyük bir enkaz bırakarak yoluna devam ediyor.Ateş o an sadece oraya düşüyor, orayı yakıyor.Giden gittiği ile, kalanlar gözyaşı içinde kalıyor...  Nurlar içinde yat Kadir Amcam, bıraktıkların bizlere emanet.