Akrep ile yelkovan
Merhabalar,
"... Madam farkından değildi belli ki, elde oyalanmak için bir telefon, gözler yukarı bakmaksızın yerlerde, kalpteki küçük hesaplaşmaları dışa vuran yüzü, somurtma eylemini enfes bir biçimde yerine getirmekte."
Günlerden yine sıradan bir gün, sabah güneşinin o soğuk sıcaklığının tende bıraktığı adı konulmaz haz bir yanda, mırıltılarından keyfinin yerinde olduğu anlaşılan sevimli kedi ve karşı tarafta uyandırdığı huzur duygusu öbür yanda, akrep ile yelkovanın bitmek bilmez mücadelesi izleniyordu, zaman küstahça gülüşlerini yüzlere vuruyor olsa da. Uykuyu açmak konusunda kahvenin tüm hünerlerini bir bir gözardı ettiren o yeşil elma, her ısırıkta kendini bir parça yüceltiyor, bütün tebrikleri kendinde topluyordu. Her lokmada canı biraz daha yansa da, bir sonraki sabah göreceği o hürmeti düşünerek sineye çekiyordu herşeyi. Gel gör ki, sonunda akrep ile yelkovanın amansız kovalamacasının galibi olmuştuk yine. Vakit gelmişti. Halledilmesi son derece gerekli ve bir o kadar kaçınılmaz olan mevzuyu, icabı gereği bekletmek hoş olmayacağından kontağı çeviriyoruz ivedilikle, iki kelimelik bir inşallahın birlikteliğinde.
'Bu hal ne' demekten alıkoyamıyoruz kendimizi, beklediğimiz gibi görsek de herşeyi. İki günde ne 'hal'ler olmuş olacak ki, böylesine umutsuz görünsün renkleri solmuş olan gözleri.
Ve akrep ile yelkovan yine sahne alıyor, yine kovalamacaya başlıyor.
Dudaklar 'solgun' kelimesinin hakkını mümkün olduğunca vermekte iken, Madam farkında değildi belli ki, elde oyalanmak için bir telefon, gözler yukarı bakmaksızın yerlerde, kalpteki küçük hesaplaşmaları dışa vuran yüzü, somurtma eylemini enfes bir biçimde yerine getirmekte...
Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder