24 Eylül 2016 Cumartesi

Tek mi çok mu ?

Merhabalar,


     Herkesin günü geldiğinde oraletten başka çaresi kalmayacak, dedi az kötü, biraz karanlık, çokça çirkin olan adam.


                                                                    ***

     Herkesin çok adam olduğu bir ortamda, mesleği sadece adamlık olanlar zanaatlarını nasıl icra ederler hiç düşündünüz mü ? 

     Sizde çok adam olduğunuzdan mütevellit, anlıyorum; düşünmediniz. Olsun, siz 'çok'ların yanında biz zanaatkarların esamesi okunmaz ama bırakın da elimizdeki 'tek' uğraş da uğraşılmaz hale gelmesin. Biz sabah 9 akşam 5 mesaimize gidelim, geceler siz 'çok'ların, varsın eğreti bakışlar bizimle, alkışlayan eller sizinle olsun. Gönüller bizle buruk kalsın, sizle dolsun, taşsın. 

     Bir taraf eksilecek ise o biz olalım; 'tek' iken yok olalım, siz 'çok' iken çok kalın.


                                                                ***

     Kabul et. Sen hiç bir zaman 'sıradan olmayan' sıfatının vücut bulmuş hali olmadın, olamadın. Yanına bile yaklaşamadın, kapısında dahi duramadın. Topu auta atmayı geç, topla bile buluşamadın. Ama sıra 'öyleymiş' gibi davranmaya geldiğinde, ayakta dakikalarca alkışlanmaya değecek sahneler sergiledin, öylesi oyunlar perdeledin. Bu çabalarını takdir edenlerin göğsüne taktıkları 'sıradanlaşmayanlar' nişanı ile onure oldun. Biriktirdiğin 'onur'lar ordan buraya yol oldu, ama sen yine olmadın; olamadın.

     Selam olsun göğsünde nişansız gezenlere. Ve yine selam olsun biz 'onure' edilmeyenlere...


                                                                ***

     Eski dost nedir, yenisi nasıl alınır ? Eskisinin üstündeki tozları üflersek yenisi gibi olur mu ? Olsa da güncelleme gerektirir mi ? Ve benzeri sorular, tarihi geçmiş ilişkileri pişirip pişirip kendimize sunmaya kalktığımızda aklımıza düşen cevabı kendinden menkul sorular olarak karşımıza çıkıyor. Geçmiş zamanki haklı sebepleri yıllandılar sebebiyle yok hükmünde sayıyoruz bir vakit sonra. Üstünden geçen zamanı da tat arttırıcı olarak görüyoruz, şarap misali. 'Eski' tadı varmış gibi karşılıklı kadehlerde içiyoruz birbirimizi. Bünyemiz kabul etmeyecek biliyoruz; yine de dibimizi görene kadar yudumluyoruz. Hem de sek.

     Ben kendimi bilirim, sek gitmem. Acıyımdır, tat vermem. Israrcıysan hala, gazoz ile karıştır beni, karıştır ki yakmayayım seni.

  

     Ki yakarım, bilirsin.



     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder