Unutma, her gün bir doz.
Merhabalar,
"Ah seni küçük insan, halbuki ne kadar sıradan, ne kadar basit bir varlıksın sen, maske takmana gerek olmaksızın, roller içinde kaybolmana gerek kalmaksızın..."
Bugün acaba hangi maskeni taktın ? 'Süper' insan rolünü ağızları açık bırakacak, ayakta dakikalarca alkışlanacak, herkesin sana gıpta ile bakmasını sağlayacak kadar iyi yapışın, bir maskeye bu kadar bağlanmış oluşun seninde canını sıkmıyor mu artık ? Ya da, yeryüzüne düşmüş, düşerken kanatları yanmış da bir daha uçamayacak olan, beyazlar içinde, bir kez görenin bir daha aklından çıkaramayacağı o güzel yüzlü melek masken, belli üzerinde o kadar güzel durmuş olacak ki; ölümünün senin ellerinden olmasını dileyen faniler sıraya girer olmuşlar. Hatta, bu maskenin hakkını öyle güzel vermişsin ki, şeytan bile utana sıkıla sıraya girmeye yeltenmiş fakat faniler tarafından örselendiğinden olsa gerek terk i diyar eylemiş, içinde bir parça buruklukla.
O boyundan büyük egon, volkan patlamalarının yanında hiçbir şey kaldığı özgüven patlamaların, gösteriş savaşlarını kayıpsız atlatışların bütün maskeleri arka cebinde taşıdığından olacak ki; yanına almayı unuttuğunda geçirdiğin 'rol' nöbetleri birer kabus haline gelir olmuş. Ama zamanla onunda çaresini bulmuş, her gün küçük dozlar halinde başka yüzlere ait gülümsemeleri yutar duruma gelmişsin yarım su bardağı gözyaşı ile birlikte. Kendi kendinin doktoru olup çıkmışsın. Reçetene yazdığın insanları temin etmek konusunda da 'oscar'lık performans göstermene gerek duymadığını belirtmek isterim laf aramızda. Kullanma talimatlarına bakmadan, kutularını açar açmaz insanları kullanman beni biraz olsun şaşkınlığa uğratmadı değil ama, lafın aramızda olduğunu bildiğim için şunu da söyleyip seni ilaçlarınla yalnız bırakmak isterim; unutma her gün bir doz, ne eksik ne fazla, yoksa alimallah...
Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder