24 Ağustos 2015 Pazartesi

Yeşil incir de mi alsam ?

Merhabalar,


       Yemyeşil çam ağaçlarıyla kaplı dağ yolunun hiç bitmeyeceğini sanarak zirveye doğru yol almak ne güzel bir duygudur bir akşam vakti, çam balı kokusu eşliğinde. Zirveye varıldığında, güneşin kızıllığının kendine hayran bırakan güzelliğinin altında, bir çift kol mesafesindeki ufuk çizgisini yakalama arzusunu ise hiç bir kitapta okuyamaz, hiç bir şiir veya şarkıda hissedemezsin. Yüzüne hafif hafif vuran köyün kendine özgü rüzgarının verdiği esenliği arayıp da bulamazsın başka yerlerde. Kahveye varıp, karşılaştığın memnuniyeti, güleryüzü; bozuk zeminin üzerinde duran sandalyeye oturduğun zaman bulduğun rahatlığı; tavşan kanı çayı içerken aldığın lezzeti; siz misafirsiniz denilerek elinizi cebinize attırmayan samimiyeti arayıp durduğunuzu ve sonunda bulduğunuzu anlarsınız. 

      Kanal boyunca sıralanan elma ağaçlarından bir elma koparıp, yıkamaya gerek görmeden yersin tadından bir an şüphe etmeksizin. Çeşmeden akan sudan kana kana içersin, bardağa gerek duymadan. Seni karşılamak için evin kapısında bekleyenleri gördüğün an hissettiğin huzuru; sımsıcak ve hasret dolu kucaklaşmaları; ötede oynayan çocukların bağırışları bir gülümse yaratır sende, uzaklardan gelen; " Şaban Amcamın oğlanı, napan ?" cümlesi ise cabası. Akşam olduğunda hayatın sadece dört duvar içinde geçtiğini anlarsın, dışarı bakıp kimsesiz, tozlanmış lambalarla aydınlanan yolları gördüğünde.

      Günün aydınlandığını, sabah olduğunu horozların bağırışlarından anlarsın, tıpkı kitaplarda okuduğun gibi. Dalından domates, salatalık koparmayı sonu gelmez bir istekle yaparsın. Gezdiğin her yerde, girdiğin her evde şehirde kolay kolay bulamayacağın samimiyet ve misafirperverliğe rastlarsın. 

      Bahçenin köşesinde tahtadan yapılma bir çardak görürsün. Çardağa giden yolda; önce bir kara dut ağacı, sonrasında dalları kara incirlerle dolup taşan incir ağacı, en sonda ise en yeşilinden elmaları olan ağacı görürsün. Hepsinden birer ikişer toplar, çardağa oturursun bütün köy gözlerinin önünde iken. 

     Güneş, kırmızının en güzel tonlarıyla yukarıda iken, sen bir elinde kitabın, diğer elinde kara incirinle köyü seyre dalarsın; aklının bir tarafında; 90 lık Gülkız Yengenin günümüz  kızlarına taş çıkartırcasına tatlılığıyla, " Resul tatlım nasılsın ? " cümlesi,  diğer tarafında ise; " Kalkıp, yeşil incir de mi alsam ? " düşüncesi ile...


     Güzel bir gün geçirmemiz dileğimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder