Taç
Merhabalar,
'Küfür bir kadına bunca yakışır. Ne muhatabı olmak isterim ne de mahrum kalmak. Hanımefendiciğim nasıl yapsak?' diyerek giriş yaptığı konuşması kadında ne kadar tesirli olur bilinmezdi ama kadına layık gördüğü 'hanımefendi' tacı ona biraz olsun zaman kazandıracaktı. Ne de olsa her kadının hayaliydi bir adamın 'hanımefendi'si olmak, o tacı kafasında taşımak.
Adam şu edebi ve oynak diliyle bu işinde altından kalkarsa tövbe bir daha dalavereye karışmayacaktı. Yani. Belki... Belki de karışırdı. Sahi kadın neden o tacı çıkarıp adamın yüzüne fırlatmazdı ki?
Niye fırlatsın ki ?
Daha önce kim ona bunu layık görmüştü? 'Diğer kadın'dan öteye gidememişti hiç bir zaman. Eli ne zaman tutulmuş, ne zaman gözlerine bakılarak Atilla İlhan okunmuştu? Eh, küçükken babası tutardı ellerini ama Atilla İlhan dokunmamıştı hiç gözlerine.
Naz yapmak istedi bir an. Ama nasıl yapılacak bilmiyordu. İhtiyacı olmamıştı ya da ihtiyaçtan saymamıştı.
Görünmeyen tacını yokladı elleriyle. Yerindeydi. 'Biraz daha dur' dedi, içinden. 'Lütfen biraz daha...'
'Sizde kalabilir' dedi adam, dışından. 'En yakışanı siz oldunuz.'
Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder