Merhabalar,
Fazla kibarlığın samimiyetsizlik olarak kabul gördüğü zamanlardı. Havada asılı duran onlarca kelimeden bir kaç tanesini seçip cümle kıvamına getirmek, kıvama gelen cümleyi uygun ses tonuyla karşı tarafa sunmak, ve en önemlisi gerekli hitabı bulup sunumu süslemek bir dert haline gelmişti. 2 dakika önceki 'siz'in kibarlığı şuanın samimiyetsizliği olabilir; 'hanımefendilik' müessesesi ayak altına alınabilirdi. Doğrudan bir dertti ama telafisi oldukça dolaylıydı şüphesiz.
***
Tanrıya kendi gibilerini güncellemesi için feryatta bulunduğu o akşam, büsbütün hissetti damarlarında dolaşan bıkkınlık zehrini. Her gün aynı fincandan içtiği kahve bu seferde savuşturacak mıydı o hissi ? Oynadığı ' kahve ruleti' bir kez daha mı yarına devredecekti ? Bilemezdi. Durdu ve 'bir fincan kahve mi içsem yoksa kendimi mi öldürsem' diye düşündü.
Yok, bu kadarı fazlaydı. Daha ölmeden önce içmesi gereken hatır sayılır miktarda kahve vardı.
Durdu, fakat öncekinin aksine, gülümseyerek ' ah ulan keşke biraz leblebi olsaydı' dedi. Kalktı ve kahve makinesine yöneldi.
***
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder