7 Nisan 2016 Perşembe

Çok değil 4 tane

Merhabalar,


     "Nostaljik radyodan yayılan ses tüm odayı etkisi altına almakta iken, Beyefendinin düşünceleri odadan koşarcasına uzaklaşıyordu... Yollara düşen düşüncelerine yol göstermeyi de ihmal etmeden başını yastığa koydu Beyefendi. Şansını birde rüyasında denemek istiyordu. Bir umut fasl-ı muhabbet. Olur ya.

     Madam ise hala uykusunda. "


     Adamın belli ki ince belli bardaktan limonlu bir çay içme vakti gelmişti. Çayı limonlu içmeye başladığından beri ilk kez limon parçasını bardağın içine atmamış; ufak parmak hareketleriyle suyunu çıkarmış, biraz altlığa taşsa da bardağın içine boca etmişti. Bunu isteyerek mi yapmıştı, tartışılabilirdi. Fakat bunu yapmasına karşısındaki 'şelale' sebebiyet vermişti, o 'su götürmez' bir gerçekti... Ne anlamlı varsayım heyhat, ne anlamlı !


     Günün o saatinde pili bitmiş bir radyodan daha kötü ne olabilir sorusuna yanıt; 'pili "yeni" bitmiş bir radyo' iken adamın kılını bile kıpırdatmadan radyoya hala çalıyormuşcasına kulak verişi, yarıda kalan şarkıya hürmetinden olsa gerekti. Şarkılara saygı duymak konusundaki bu dik duruşu onu 'ender' bir kişi yapmakla kalmamış, 'şarkılarla yaşayan adam' tadındaki yaşantısına bir kaç şarkı miktarınca huzur katmıştı. Kim bilir ne kadar sürecek, ne kadar yetecekti şarkılar adama? Radyonun artık çalmadığı geceler gelecekti. Olsundu. O geceler, bu geceler olmamalıydı. Henüz buna hazır değildi. Bir koşu pil almak gerekliydi.

     Aslında mantığı ona pil yerine adaptörvari bir şeyler kullanmasını telkin ediyordu ama her an bitti bitecek telaşında olmak şarkılara ayrı bir tat, ona ayrı bir değerbilirlik katıyordu. Çünkü değer bilmek bu işin şanında vardı. Her zaman söylediği gibi : ' Çünkü şarkılarla yaşamak bunu gerektirirdi.'

     Halbuki...

     Gereği olan sadece 4 pil idi.


     Güzel bir gece geçirmemiz dileğimle.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder