Gözyaşı işte akabiliyor bazen.
Merhabalar.Nasıl başlayacağımı inan hiç bilmiyorum. Ölüm denilen, kalkış yeri bilinmeyen, her gün her saat her dakika hatta her saniye içine yeni yolcular dahil eden, dahil etmeye de devam edecek olan, gelmesi beklenmeyen anlarda küçük sürprizler yapıp geliveren, yanında durup kapısını açtığında basamağına adım atmaktan başka çarenin olmadığı, kısacası rotasının ve duraklarının bizler tarafından belirlenmediği bu otobüs, yakınlarımızda durdu bu sefer, hiçte beklenilmeyen bir anda. Canımızdan canlar alıp gitti, arkasından koşmaya fırsat bırakmadan uzaklaşıp, başka bir durağa doğru hareket etti. Hayatımızın bir parçası olduğunu kendi yöntemiyle tekrar hatırlattı bizlere. Onun da kendine göre sebepleri vardı tabi. O da ilgi istiyor, unutulmak istemiyordu. Kim unutulmak ister ki ? O yüzden olacak ki, unutamayacağımız insanları alıyordu hep. Bir de üstüne, camından bir not düşürüveriyordu ayaklarımızın dibine. "Hazırlan, bir gün seni de almaya geleceğim, biliyorsun bekletilmeyi sevmem :)" Değişik bir mizah anlayışı değil mi ? Bir esprisi ile tüylerimizi diken diken yapabilen bir otobüs, hayret verici gerçekten.Şimdi bir de şöyle düşünüyorum, acaba bunların hepsi bir rüya olabilir mi ? Şaka yapan bir otobüs sevdiklerimizi alıyor, geri vermek bir yana dursun yakın zamanda bizim içinde geleceğini bir ufak not ile belirtiveriyor. Sonra da arkasında büyük bir enkaz bırakarak yoluna devam ediyor.Ateş o an sadece oraya düşüyor, orayı yakıyor.Giden gittiği ile, kalanlar gözyaşı içinde kalıyor... Nurlar içinde yat Kadir Amcam, bıraktıkların bizlere emanet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder